Teknoloji

Bildirimler dikkatimizi kiraya veriyor

Telefonumuzun her titreşimi masum bir haber gibi görünse de, gün boyunca dağılan dikkatimiz başkalarının iş modelinin hammaddesine dönüşüyor.

Güncellenme:
Yayınlanma: · 2 dk okuma

Yorum yap
Teknoloji · Bülten Günün haberleri, birden fazla bakış açısıyla.

Dün akşam, bir arkadaşımla yaptığımız bir saatlik sohbet boyunca masadaki telefonların kaç kez ışık yaktığını saydım. Yirmi üç. Bunların yalnızca ikisi gerçekten acil bir şeydi; biri bir aile üyesinin mesajı, diğeri bir randevu hatırlatmasıydı. Geri kalanı indirimler, "sizin için seçtiklerimiz", bir oyunun "enerjiniz doldu" uyarısı ve tanımadığımız birinin paylaşımını beğendiğine dair bildirimlerdi.

Bu küçük sayım, dijital hayatın belki de en az konuşulan gerçeğini özetliyor: Bildirimler bizim için değil, bizim yerimize konuşuyor. Ne zaman neye bakacağımıza, hangi konunun önemli olduğuna, hangi uygulamaya geri döneceğimize giderek daha az biz karar veriyoruz.

Dikkat ekonomisinin görünmeyen bedeli

Teknoloji dünyasında "dikkat ekonomisi" diye bir kavram var. Kısaca şu: Birçok ücretsiz hizmetin asıl ürünü, kullanıcının zamanı ve dikkati. Ne kadar uzun süre ekranda kalırsak, o kadar çok reklam görür, o kadar çok veri üretiriz. Bildirimler de bu sistemin kapı zili. Her biri bizi uygulamaya geri çağırmak için özenle zamanlanmış, renklendirilmiş, hatta kimi zaman bilerek belirsiz bırakılmış bir davet.

Dikkatimiz sınırlı bir kaynak; onu kimin harcadığını bilmek, en az paramızı kimin harcadığını bilmek kadar önemli.

Bunun bedeli yalnızca kaybedilen birkaç dakika değil. Bir işe odaklanmışken gelen tek bir uyarı, zihnimizin o işe yeniden tam olarak dönmesini uzun süre geciktirebiliyor. Gün boyunca onlarca kez bölünen bir dikkat, derin düşünmeyi, okumayı ve hatta karşımızdaki insanı gerçekten dinlemeyi zorlaştırıyor.

Burada sorumluluğu tamamen bireye yüklemek haksızlık olur. "Telefonunu bırak" demek kolay; ama günümüzde iş yazışmaları, okul duyuruları, banka işlemleri ve aile iletişimi aynı cihazdan yürüyor. Asıl soru, cihazlarımızın ve uygulamaların varsayılan ayarlarının kimin çıkarına göre belirlendiği.

Tasarımcıların ve şirketlerin önünde açık bir fırsat var. Bildirimleri varsayılan olarak kapalı getirmek, önemli olanla pazarlama amaçlı olanı net biçimde ayırmak, kullanıcıya gün sonunda kaç kez rahatsız edildiğini dürüstçe göstermek mümkün. Bazı uygulamalar bu yolda adım atıyor ve kullanıcılarının sadakatini kaybetmiyor; aksine güven kazanıyor.

Çocuklar açısından mesele daha da hassas. Ödev yaparken, kitap okurken ya da arkadaşlarıyla oynarken sürekli bölünen bir dikkat, odaklanma becerisinin henüz geliştiği yıllarda iz bırakabilir. Ebeveynler kendi telefon alışkanlıklarıyla da örnek oluyor; sofrada ekrana bakan bir yetişkinin, çocuğundan farklı davranmasını beklemesi zor. Okulların ve ailelerin bu konuyu yasaklar üzerinden değil, birlikte konuşarak ele alması, uzun vadede çok daha kalıcı sonuç verir.

Teknolojiyle ilişkimizi düzeltmek için ondan kaçmamız gerekmiyor. Gereken, cihazın bize hizmet ettiği bir düzeni yeniden kurmak. Belki de ilk adım, telefon bir sonraki titreştiğinde kısa bir an durup şu soruyu sormaktır: Bu bildirim bana mı lazım, yoksa ben mi ona?

Yazar hakkında Ece TunalıTeknoloji ve toplum yazarı Dijital kültürün gündelik hayata etkisini, eğitimden mahremiyete uzanan geniş bir çerçevede inceliyor.

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum yazın

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.

Teknoloji bölümünden daha fazla